İşyerinde fazla çalışma yapılması kadar, bu çalışmanın nasıl kaydedildiği ve karşılığının nasıl ödendiği de önemlidir. Uyuşmazlık çıktığında “fazla çalıştım” veya “bütün ücretleri ödedim” demek tek başına yeterli olmaz. Çalışmanın yapıldığını ve karşılığının ödendiğini ortaya koyan belgeler gerekir. Özellikle KOBİ’lerde çalışma saatleri, yönetici onayları, puantaj ve bordro kayıtları birbirinden bağımsız yürütülebilmektedir. Günlük işleyişte sorun yaratmayan bu kopukluk, yıllar sonra açılan bir işçilik alacağı davasında ciddi bir maliyet olarak işletmenin karşısına çıkabilir.
Bu nedenle çalışma süresi kayıtlarını yalnızca personel takibi olarak görmek yeterli değildir. Bu kayıtlar, çalışan haklarının korunması ve işletmenin hukuki risklerinin yönetilmesi açısından da önemlidir. Bu yazıdaki açıklamalar, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamındaki çalışanların genel çalışma düzeni esas alınarak hazırlanmıştır. Özel çalışma rejimleri ve sektörel istisnalar ayrıca değerlendirilmelidir.
Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma, günlük kullanımda aynı anlamda kullanılsa da hukuken farklı kavramlardır. Bu ayrım, ödenecek ücretin hesaplanmasını doğrudan etkiler.
Fazla çalışma, kural olarak haftalık 45 saati aşan çalışmadır. Her bir saat fazla çalışma için normal saatlik ücretin %50 artırılarak ödenmesi gerekir.
Fazla sürelerle çalışma ise haftalık çalışma süresinin sözleşmeyle 45 saatin altında belirlendiği durumlarda, kararlaştırılan süreyi aşan ve 45 saate kadar yapılan çalışmadır. Bu çalışmaların her saati için normal saatlik ücret %25 artırılarak ödenir. İş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle çalışan lehine daha yüksek oranlar belirlenebilir.
Örneğin haftalık çalışma süresi 40 saat olarak belirlenen bir çalışan, bir haftada 48 saat çalışmışsa genel kurala göre:
40–45 saat arasındaki 5 saat, fazla sürelerle çalışmadır.
45 saati aşan 3 saat, fazla çalışmadır.
Ancak haftalık toplam süre tek başına yeterli değildir. Denkleştirmenin yasal koşullara uygun uygulanması, günlük çalışma sınırları ve gece çalışması gibi hususlar ayrıca incelenmelidir. Yargıtay uygulamasında günlük 11 saati aşan çalışmalar, haftalık toplam 45 saati aşmasa da fazla çalışma hesabında dikkate alınır. Vardiyalı çalışılması da tek başına fazla çalışma ücretini ortadan kaldırmaz.
Ara dinlenmeleri ise kural olarak çalışma süresinden sayılmaz. Bununla birlikte çizelgede mola gösterilmesi yeterli değildir; çalışanın bu dinlenmeyi fiilen kullanabilmesi gerekir.
Fazla çalışma yaptığını ileri süren çalışan, kural olarak bu çalışmayı ispatlamakla yükümlüdür. İşveren ise ödeme yaptığını ileri sürüyorsa bunu ispatlamalıdır.
Çalışan, iddiasını ilgili dönemler ve çalışma düzeni bakımından somutlaştırmalıdır. İşyerindeki kayıtlar, yazışmalar, görevlendirmeler ve tanık anlatımları bu amaçla kullanılabilir. İşverenin de çalışma sürelerini belgelemekle ilgili yükümlülükleri vardır. İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliğinin 10. maddesi uyarınca işveren, bu çalışmaları yapan işçilerin çalışma saatlerini gösteren bir belge düzenlemek ve imzalı bir nüshasını özlük dosyasında saklamak zorundadır. İlgili ödemelerin bordroda ve ücret hesap pusulasında açıkça gösterilmesi gerekir.
İşverenin kayıtları sunamaması, fazla çalışma iddiasının kendiliğinden kabul edileceği anlamına gelmez. Ancak kayıt eksikliği, işverenin savunmasını zayıflatabilir ve uyuşmazlığın diğer deliller üzerinden değerlendirilmesine neden olabilir. Mahkeme yalnızca tek bir belgeye bakmaz. İşin niteliği, vardiya düzeni, görev tanımı, iş yoğunluğu ve çalışanın mesai saatlerini kendisinin belirleyip belirleyemediği de dikkate alınır.
Fazla çalışmanın ispatında işyeri kayıtları önemli bir yere sahiptir. Uyuşmazlığın özelliğine göre şu deliller kullanılabilir:
Elektronik kart, turnike ve giriş çıkış kayıtları,
Puantaj ve vardiya çizelgeleri,
Görev, sevk ve servis formları,
Araç takip ve konum kayıtları,
Kurumsal e-posta ve iş yazışmaları,
Sistem işlem kayıtları ve uzaktan çalışma oturum bilgileri,
Ücret bordroları ve ücret hesap pusulaları,
Banka ödeme kayıtları,
Tanık anlatımları.
Ancak her kayıt aynı şeyi ispatlamaz. Binaya giriş çıkış kaydı, çalışanın işyerinde bulunduğu süreyi gösterebilir; bu sürenin tamamında çalıştığını her zaman göstermez. Aynı şekilde gece gönderilen bir e-posta da tek başına bütün akşam boyunca çalışıldığını kanıtlamaz. Kayıtlar, çalışma düzeni ve diğer delillerle birlikte ele alınmalıdır.
Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi de gerekir. Çalışan takibi yapılan sistemlerde kişisel verilerin işlenme amacı, hukuki dayanağı, çalışanların bilgilendirilmesi, erişim yetkileri ve saklama süreleri gözetilmelidir.
Yazılı kayıtların bulunmadığı veya eksik olduğu işyerlerinde fazla çalışma iddiası çoğu zaman tanık anlatımlarıyla ispatlanmaya çalışılır. Ancak tanığın çalışma düzenini gerçekten bilmesi gerekir. Çalışanla aynı dönemde, aynı işyerinde veya çalışma düzenini gözlemleyebileceği bir görevde bulunmuş tanıkların anlatımları önemlidir. Tanığın bilgisi esas olarak birlikte çalışılan dönemle sınırlıdır. Çalışandan duyduklarını aktaran veya ilgili dönemde işyerinde bulunmayan kişilerin anlatımları aynı ağırlıkta değerlendirilmez.
İşverene karşı benzer bir davası bulunan tanığın beyanı da kendiliğinden geçersiz sayılmaz. Bununla birlikte böyle bir beyanın diğer delillerle desteklenip desteklenmediği daha dikkatli incelenir. Uzun bir dönem için tanık anlatımlarına ve varsayımlara dayanılarak hesaplanan fazla çalışma alacaklarında, yargısal uygulamada karineye dayalı makul indirim yapılabilir. Bütün davalarda uygulanacak sabit bir indirim oranı bulunmaz. Çalışanın fiili çalışma gün ve saatleri yazılı belgeler veya işveren kayıtlarıyla belirlenebiliyorsa, bu gerekçeyle indirim yapılmaz. Ancak yalnızca işyerindeki genel çalışma düzenini anlatan bir belge, çalışanın bütün dönem boyunca aynı saatlerde çalıştığını kesin olarak ortaya koymayabilir.
Fazla çalışma uyuşmazlıklarında bordronun imzalı olup olmadığı, fazla çalışma tahakkuku içerip içermediği ve çalışanın çekince koyup koymadığı farklı sonuçlar doğurur.
Fazla çalışma tahakkuku bulunan, çalışan tarafından imzalanmış ve ihtirazi kayıt içermeyen bordrolarda, bordroda görünenden daha fazla çalışma yapıldığı iddiasının kural olarak yazılı delille kanıtlanması gerekir. Bu dönemlerde yalnızca tanık anlatımına dayanılması yeterli olmayabilir.
Çalışan bordroya “fazla çalışma alacağım saklıdır” benzeri bir çekince koymuşsa, bordrodaki tutarın üzerinde çalışma yaptığı iddiasını tanık dahil diğer delillerle ispatlayabilir.
Bordroda fazla çalışma tahakkuku bulunmaması veya ilgili sütunun boş ya da sıfır olması, çalışanın fazla çalışma yapmadığını tek başına kanıtlamaz. Çalışan, bu dönemlerdeki çalışmasını diğer delillerle ortaya koyabilir.
İmzasız bordrolarda ise banka ödemesinin yapılmış olması, çalışanın daha fazla çalışma iddiasını ileri sürmesini engellemez. Ödenenin üzerinde çalışma yapıldığı her türlü delille ispatlanabilir. Fazla çalışma karşılığı ödendiği belirlenen tutarlar, hesaplanan alacaktan mahsup edilir.
Banka hesabına toplu ücret yatırılması da bütün fazla çalışma alacaklarının ödendiğini tek başına göstermez. Ödemenin hangi döneme ve hangi ücret kalemine ilişkin olduğu belirlenebilmelidir. Burada özellikle dikkat edilmesi gereken başka bir konu da normal ücretin bordroda bölünmesidir. Çalışanın kararlaştırılmış normal ücretinin bir kısmını, gerçek bir çalışma karşılığı olmadan fazla çalışma ücreti olarak göstermek, yargılamada bordro hilesi kapsamında değerlendirilebilir. Bordroda fazla çalışma satırının bulunması kadar, bu satırın gerçek çalışma saatlerine ve doğru ücret hesabına dayanması da önemlidir.
İş sözleşmesinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yazıyorsa, bu hüküm sınırsız bir çalışma veya ödeme muafiyeti sağlamaz. Yargıtay uygulamasında bu tür hükümlere, geçerlilik koşulları sağlandığında yıllık 270 saatle sınırlı olarak değer verilir. Ücretin kararlaştırılan fazla çalışmanın karşılığını karşılayabilecek düzeyde olması ve hükmün ilgili döneme uygulanabilirliği de incelenmelidir.
Yıllık 270 saat aynı zamanda fazla çalışmaya ilişkin genel yasal sınırdır. Bu sınırın aşılması, fiilen yapılan çalışmanın ücretini ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla sözleşmeye “fazla çalışma ücrete dahildir” yazılması, işverenin bütün fazla çalışma taleplerine karşı korunacağı anlamına gelmez.
Çalışan isterse, fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma karşılığında zamlı ücret yerine serbest zaman kullanabilir. Bunun için işverene yazılı olarak başvurması gerekir.
Her bir saat fazla çalışma karşılığında 1 saat 30 dakika,
Her bir saat fazla sürelerle çalışma karşılığında 1 saat 15 dakika
serbest zaman söz konusudur.
Serbest zamanın altı ay içinde, çalışma saatleri içerisinde ve ücret kesintisi yapılmadan kullandırılması gerekir. Çalışanın yasal veya sözleşmesel tatil ve izin günleri, bu amaçla kullanılamaz. İşverenin tek taraflı olarak “fazla çalışma ücretini ödemiyorum, yerine izin veriyorum” demesi yeterli değildir. Çalışanın talebi, hak ettiği süre ve kullanım tarihleri kayıt altına alınmalıdır.
Yönetici konumundaki çalışanlar bakımından yalnızca unvana bakılarak karar verilmez. Çalışanın mesai düzenini gerçekten kendisinin belirleyip belirleyemediği, üzerinde talimat veren başka bir yönetici bulunup bulunmadığı, ücret seviyesi ve fiili yetkileri önemlidir.
Bir çalışana “müdür” veya “yönetici” unvanı verilmesi, fazla çalışma talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Satış temsilcisi, servis personeli ve saha çalışanlarında ise çalışma süresinin tespiti daha karmaşık olabilir. Müşteri ziyaretleri, görevlendirmeler, seyahatlerin niteliği, günlük rota, araç takip verileri ve raporlama saatleri birlikte incelenmelidir. Her yolculuk süresinin otomatik olarak çalışma süresi sayılacağı varsayılmamalıdır. Prim ödenmesi de fazla çalışma hakkını her durumda tamamen ortadan kaldırmaz. Primin neyin karşılığı olduğu ve ücret sisteminin nasıl kurulduğu ayrıca değerlendirilir.
Uyuşmazlık çıktıktan sonra geçmiş çalışma saatlerini yeniden oluşturmak güçtür. Bu nedenle kayıt düzeni, işin yapıldığı dönemde kurulmalı ve düzenli olarak kontrol edilmelidir.
Normal çalışma saatleri, vardiyalar ve ara dinlenmeleri açıkça belirlenmelidir.
Fiili çalışma kayıtları düzenli tutulmalı; çalışan bazında izlenebilir olmalıdır.
Fazla çalışma talepleri ve yönetici onayları kaydedilmelidir.
Çalışma saatlerini gösteren belgeler, mevzuata uygun şekilde özlük dosyasında saklanmalıdır.
Puantaj, bordro ve banka ödemeleri birbiriyle uyumlu olmalıdır.
Uzaktan ve hibrit çalışmada görevler, çalışma süreleri ve mesai dışı talepler izlenebilir hâle getirilmelidir.
Serbest zaman talepleri ve kullanım tarihleri belgelenmelidir.
Kayıtlardaki değişikliklerin kim tarafından ve ne zaman yapıldığı izlenebilmelidir.
Sistem değişikliklerinde geçmiş kayıtların korunması için yedekleme ve veri aktarımı planlanmalıdır.
İnsan kaynakları, bordro ve muhasebe süreçleri arasında düzenli kontrol yapılmalıdır.
Fazla çalışma onayı, çalışma saatlerini gösteren kayıttan farklıdır. Onayın alınmış olması, çalışmanın fiilen yapıldığını veya ücretinin ödendiğini ispatlamaz.
Yönetmeliğe göre onay, iş sözleşmesi yapılırken veya ihtiyaç ortaya çıktığında alınabilir. Her yıl yeniden alınması yönünde genel bir zorunluluk bulunmaz. Çalışan, verdiği onayı 30 gün önceden yazılı bildirimle geri alabilir. Benzer şekilde, işyerinde “önceden yönetici onayı alınmadan fazla çalışma yapılamaz” şeklinde bir prosedür bulunması da işverenin bilgisi veya talimatıyla yapılan çalışmaları kendiliğinden karşılıksız hâle getirmez.
Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma ücretleri, kural olarak beş yıllık zamanaşımına tabidir. Süre, her bir ücret alacağının muaccel olduğu tarihten itibaren değerlendirilir. İş ilişkisinin devam etmesi, zamanaşımının başlamasını kendiliğinden engellemez. Bu nedenle sürenin yalnızca işten ayrılma tarihinde başlayacağı düşünülmemelidir.
Bu alacaklar için dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir. Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede zamanaşımı durur. Süre hesabında zamanaşımını durduran veya kesen diğer nedenler de dikkate alınmalıdır. İşveren açısından kayıtların saklanması da bu nedenle önemlidir. Ancak saklama süresi belirlenirken yalnızca beş yıllık zamanaşımına bakılması yeterli değildir. Devam eden uyuşmazlıklar, diğer yasal yükümlülükler ve kişisel verilerin korunması kuralları da gözetilmelidir.
Fazla çalışma uyuşmazlıklarında temel ayrım açıktır: Çalışan yaptığı fazla çalışmayı, işveren ise ileri sürdüğü ödemeyi ispatlamalıdır. Kullanılabilecek deliller ve bunların ağırlığı; bordronun niteliğine, kayıtların içeriğine ve somut çalışma düzenine göre değişir. İşletmeler açısından asıl ihtiyaç, gerçek çalışma düzenini yansıtan ve birbirini doğrulayan bir kayıt sistemidir. Puantajda görünen çalışmanın bordroda doğru hesaplanması, bordrodaki tutarın da ödeme kayıtlarıyla örtüşmesi gerekir.
Muhasebe kaydı, çalışma süresi kaydının yerine geçmez. Aynı şekilde fazla çalışma onayı da ödeme belgesi değildir. Bu belgelerin her biri farklı bir aşamayı gösterir; sağlıklı bir süreçte birbirlerini tamamlamaları gerekir. Düzenli kayıt, hem çalışanın emeğinin karşılığını almasını sağlar hem de işletmenin yıllar sonra açıklayamadığı çalışma saatleri ve ödemeler nedeniyle ek maliyetlerle karşılaşma riskini azaltır.
Durumunuzu mali müşavirimizle birlikte değerlendirip atmanız gereken adımı netleştirebilirsiniz.
Görüşme Talep Et